Anladik ki insan sürülebilir, hatta imha edilebilir, fakat fikir öyle degil.
Fikir kafadan kafaya, devirden devire atlar gecer ve kendini gösterir.
Halide Edib Adivar onbasi, hatip, sürgün, akademisyen ve muhalif entelektüel olarak modern Türkiyenin en calkantili dönemlerinin hem öznesi hem de sahidiydi. Ne var ki bu cok-katmanli kimlik cogu zaman edebiyatci sifatinin gölgesinde kaldi; siyasi bir figür olarak portresi ise bütünlüklü bir degerlendirmeye nadiren konu oldu.
Bu calisma, Halide Edibi ne kutsuyor ne de onu sadece edebi eserlerine hapsediyor. Aksine, onu hatalari, sinirlari ve dönemin iktidar mekanizmalariyla kurdugu mesafeli Skimi zaman yakin, kimi zaman kirilgan iliskileriyle birlikte ele aliyor. 1908deki Mesrutiyet heyecanindan Milli Mücadeleni ates cemberine, Cumhuriyetin kurulus sürecindeki sivil
muhalefetten 1950lerin gergin parlamenter deneyimine uzanan bu siyasi entelektüel biyografi, bu müstesna kadinin fikir dünyasindaki süreklilikleri ve dönüsümleri ortaya cikan yeni bilgilerin isiginda inceleyip degerlendiriyor.
Bu kitap, Halide Edibi merkeze alarak bir devrin panoramasini sunarken, ayni zamanda modern Türkiyede fikir ile iktidar arasindaki gerilimin izini sürüyor. Cünkü insan sürülebilir; fakat fikir, her dönemde kendine yeni bir yol bulur. Ve Halide Edibin hikayesi tam da bu anlayisin hikayesidir.