Bir cadirkentin gölgesinde umutla büyüyen, kanla lekelenmis bir hayat... Ve bir Anadolu gercegi Gül kokan topraklarda sessizce büyüyen acilar...
Ismail Demirtasin Güllerin Gölgesinde adli romani, köyden kente göcün sancilarini, kan davasinin biraktigi derin yaralari, agalik düzeninin yarattigi adaletsizlikleri ve mevsimlik isciligin görünmeyen cilesini gözler önüne seriyor. Dogudan batiya uzanan uzun bir yolculukta Abdülkadir ve hamile esi Dilcanin hikayesiyle yürek burkan bir Türkiye panoramasi sunan roman, sadece bireysel bir kacisi degil, ayni zamanda toplumsal bir yüzlesmeyi de anlatiyor.
Fakir Baykurt, Dursun Akcam, Ümit Kaftancioglu ve Mehmet Basaran gibi Köy Enstitülü yazarlarin baslattigi toplumsal gercekci köy edebiyati gelenegini günümüz duyarliligiyla sürdüren Demirtas, sade ve etkileyici diliyle okuru Anadolunun görünmeyen yüzüyle tanistiriyor. Gül bahcelerinde, cig damlalariyla islanan yapraklarin arasinda ezilen insanlarin sesi, bu romanda yanki buluyor.